gücümün kalmamasından nefret ediyorum. nefret ettiklerime yollarımın bir devinim olmasından ve yaşamın/nsürekli uygunsuzluklarla dolu olmasından nefret ediyorum.
bir insanın sevinci kendisi ile kalmakken, ben kendimle kalarak kendimi bir/nçöplük dolusu kalabalık ettim. benim içimde şimdilerde boğuşanların hepsi birer benim nefret ettiğim. ben/nonların içlerine dönüp onlarla olmaktan bu kadar iğrenirken, onların kişiliklerine kustuklarımı şimdi bir/nçorba diye içmeye çalışıyorum.
bir yolun tam sonuna doğru adımları genç ve diri, ama kasları/nçoktan çürümüş gidiyorum. durulabilecek her yerde, loş ışıklarla kaplı her sığınak/niçinde, onlardan bir şey görüyorum. devasa bir çukur oluyor bütün görünümler ve şeytanın lanetli/nsureti hepsinin ruhlarını okşuyor.
ben bu karanlıklar içinden kaçmak için hepsini içime hapsettim. o zamanlar/nbenim sevinçli günlerim, neşeli tutkularım, sonsuz saydığım düşüncelerim var idi. hepsine bir an da bedel oldu/nruhumun hazin sona uğrayan büyük saltanatı... hepsini o zamanlar aldım elime tek tek didik didik ettim. ama bilmediğim bir şey/nvarmış, bunu içine girince anladım: yaşam insanı kendisi ile bir yumak şekline sokuyor. bende öylece/nyuvarlanıyorum bütün nefret ettiklerimin arasında.
hiçbir şey beni geri koyamaz yolumdan ve çoktan küllenmiş/nyaşam sevincimin yerine yenisini getiremez. çıkar yol olarak ölümü düşünmüyorum. bu iğrençliklerin/niçinde kalmaya devam. hepsi ile yüzleşmeye, çekilmez acıların yavuklusu olmaya devam. gizli ağlayışlara, kendini/ntutamayışlara, kaçmak isteyişlerin tamamına bir çiçek gibi alımlı duruşlarla devam! ta ki bir gün/nkalmayana dek gidecek bir yer… bir yatak içinde, bir mumya şeklinde, gözlerim tavana kilitlenene kadar.
her şeyden nefret etmek/nsonsuzluk benim için. hem de çoktandır. nefret ettiklerimin içinde bir yabancı oluşum beni alıkoymuyor. ne sevgi, ne/nsevgisizlik, ve ne de insanların beni istemesi hiçbir şey umurumda değil. ben lanetlerimi yudumluyorum, bir şarap kadehi olmuş/nyaşamım.